
Oltu Taşı Faydaları
Oltu Taşı, toprağın ışıltısı, toprağın ateşidir. Fosilleşerek taşlaşmış ağaç kömürü formundadır ama daha serttir. Erzurum’un Oltu ilçesinde yaklaşık 600 Ocakta bolca bulunduğundan Karbon ağırlıklı taşlara Oltu Taşı denilmiştir. Toprağın enerjisini bedene aktarır.
Taşın Anatomisi, Bilimi ve Kökeni
Yerin yüzlerce metre altında, tam bir sessizlik ve muazzam bir basınç altında demlenen Oltu taşı, jeolojik olarak klasik bir mineral tanımına girmez; o, doğanın organik bir armağanı, bir mineraloiddir. Yaklaşık 150-180 milyon yıl önce, Jura Dönemi'nde yaşamış olan Araucaria cinsi tarih öncesi ağaçların reçine ve gövdelerinin, tortul katmanlar altında kalarak oksijensiz ortamda karbonlaşması sonucu meydana gelir. Kimyasal yapısının büyük bir kısmını karbon oluşturur ve bu yüksek karbon oranı ona kendine has o derin, kadife silsilesini andıran siyah rengini verir.
Jeolojik sınıflandırmada yoğun bir linyit türü olan jet (kehribar benzeri organik taş) grubu içinde yer alan Oltu taşı, yeryüzüne çıkarıldığında oldukça yumuşaktır. Hava ile temas ettikçe, sanki sabrın gücünü toplarmış gibi sertleşir ve işlenebilir bir kıvama gelir. Sertlik derecesi Mohs skalasına göre 2.5 ile 3 arasındadır. Bu narin ama dayanıklı yapısı, usta ellerde pürüzsüzce parlamasına olanak tanır. Dünyada benzer oluşumlara rastlansa da, kırılganlığı az, işlenme kalitesi en yüksek ve en nitelikli örnekler Türkiye'de, Erzurum’un Oltu ilçesinin sarp ve engebeli dağlarındaki dar maden ocaklarından, tamamen insan gücüyle ve iğneyle kuyu kazar gibi çıkarılmaktadır.
Kadim Kullanımı
İnsanoğlunun toprakla ve yer altı cevherleriyle olan bağı çok eskilere, kelimelerin henüz bugünkü manalarını kazanmadığı dönemlere kadar uzanır. Oltu taşı, Bronz Çağı’ndan bu yana Anadolu ve çevresindeki medeniyetlerde ağırlığı, asaleti ve koruyucu gücü sebebiyle el üstünde tutulmuştur. Antik Roma döneminde bu kara cevherin, kişiyi kötülüklerden, kem gözlerden ve uğursuzluklardan koruduğuna inanılır, bu yüzden küçük muskalar veya mühürler şeklinde üstte taşınırdı. Viktorya dönemi İngiltere'sinde ise derin bir yas ve metanet sembolü olarak kraliyet takılarında kendine geniş bir yer bulmuştur.
Anadolu topraklarında, özellikle Selçuklu ve Osmanlı kültüründe Oltu taşı, zanaatın ve sabrın en zarif ifadesi haline gelmiştir. Erzurum işçiliğinin alametifarıikası olan bu taş, özellikle tesbih yapımında bir ekol oluşturmuştur. Kadim ustalar, bu taşın parmaklar arasında döndükçe sahibinin stresini aldığına, eldeki statik elektriği emdiğine ve kullanıldıkça parlayan yapısıyla adeta kullanan kişinin ömründen bir iz taşıdığına inanırlardı. Eski hekimler ve bilgeler, zihni sakinleştirmek, fevri çıkışları engellemek ve meclislerde vakar sahibi görünmek adına bu taştan yontulmuş yüzükler veya nişanlar kullanmayı bir gelenek haline getirmişlerdir.
Ruhsal Etkileri
İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret bir varlık değildir; her birimiz duygu dalgalanmalarıyla, zihinsel süreçlerle ve ruhsal dengelerle örülü bir yaşam süreriz. Beden, ruhun bu dünyadaki binek kabuğu ve Allah'ın bir emaneti olduğundan, bu emanetin içsel huzurunu korumak da insanoğlunun en mühim vazifelerindendir. Enerji merkezleri noktasından bakıldığında Oltu taşı, doğrudan kök çakra ile derin bir bağ kurar. Kök çakra, bizim bu dünyaya, toprağa ve köklerimize tutunmamızı sağlayan temelimizi oluşturur.
Oltu taşı yaydığı ağır ve kararlı frekans sayesinde, zihinde uçuşan kaygılı, evhamlı ve dağınık düşüncelerin topraklanmasına yardımcı olur. Yaşamın getirdiği ağır sorumluluklar altında ezildiğini hisseden, hüzün ve yas gibi ruhu daraltan duygusal süreçlerden geçen insanlar için bu taş, adeta bir metanet durağı işlevi görür. Negatif enerji birikimlerini kendi yoğun gövdesinde toplayarak kişinin üzerindeki o görünmez ağırlığı hafifletir. İnsanın kendi içine dönmesine, sabır göstermesine ve hayatın getirdiği zorluklar karşısında sarsılmadan, dimdik durabilmesine manevi bir zemin hazırlar.
Fiziksel Etkileri
Doğadaki her nesnenin bir titreşimi ve maddesel bir karşılığı vardır. Sebepler dairesinde yaşadığımız bu dünya düzeninde şifanın yegâne kaynağı Şâfî olan Allah'tır; yer altından binbir emekle çıkarılan şifalı kristaller ve organik taşlar ise bu döngüde sadece birer maddesel vesile ve destekleyici unsurdur. Modern tıbbın teşhis ve tedavi yöntemlerinin yerini hiçbir şey tutamaz; ancak Oltu taşı gibi yoğun karbonlu yapıların bedensel ritme olan katkıları kadim kaynaklarda sıkça övülmüştür.
Geleneksel kullanım tecrübelerine göre, Oltu taşı bedendeki aşırı statik yükün ve gerginliğin dışarı atılmasında oldukça etkilidir. Gün boyu maruz kalınan zihinsel ve bedensel stresin getirdiği baş ağrılarının hafifletilmesinde, ense ve boyun bölgesindeki kasılmaların rahatlatılmasında bu taştan yapılan kolyeler veya tesbihler destekleyici bir rol oynar. Anadolu'nun bazı bölgelerinde, boğaz hatlarındaki enerjiyi dengelemek ve geleneksel halk inanışlarında guatr veya tiroid düzensizliklerinin oluşturduğu enerjisel blokajları dağıtmak adına taşın ten ile doğrudan temas etmesi sağlanmıştır. Bedenin genel enerjisini stabilize ederek yorgunluk hissinin azalmasına ve dinçliğin korunmasına katkı sunan bir doğaya sahiptir.
Temizliği ve Bakımı
Organik bir kökene sahip olan Oltu taşı, diğer sert minerallere kıyasla çok daha narin ve hassas bir yapıya sahiptir. Bu sebeple onun temizliği ve enerjisel arındırılması esnasında çok dikkatli olunması gerekir. Kimyasal temizleyiciler, sabunlar, deterjanlar veya taşın yapısını bozabilecek aşırı sıcak sular bu taşa asla yaklaştırılmamalıdır. Taşın mikro gözenekleri bu tür maddelerle temas ettiğinde kalıcı matlıklar veya çatlamalar meydana gelebilir.
Oltu taşı enerjisini temizlemek ve ilk günkü berraklığına kavuşturmak için en ideal yöntem tütsülemedir. Kurutulmuş adaçayı, üzerlik otu veya sedir ağacı gibi toprağımızın kadim bitkilerinin dumanında taşı birkaç dakika gezdirmek, üzerinde biriken durağan enerjinin dağılmasını sağlar. Taşın yapısı hassas olduğu için uzun süre su altında bırakmak yerine, nemli ve yumuşak bir bezle nazikçe silmek hem fiziksel temizliğini sağlar hem de parlaklığını korur. Diğer bir arındırma yöntemi ise taşı doğrudan toprağa gömmek yerine, ince bir beze sararak birkaç saatliğine kuru toprağın üzerine bırakmaktır. Yoğun kullanımda veya ağır duygusal dönemlerden geçildiğinde bu temizlik eyleminin ayda bir kez düzenli olarak yinelenmesi, taşın kendi öz frekansını muhafaza etmesi adına oldukça faydalıdır.
MİNERAL BİLGİLERİ
Kimlik Kartı & Mineral Künyesi
Oltu Taşı
Kristal Frekans & Şifa Enerjisi
Mineralojik veriler referans amaçlıdır
Oltu Taşı Koleksiyonu
Sarkaç Adam şeffaflığıyla %100 meşru doğal taş tasarımları
Yorumlar (0)
Bu makaleye henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
Düşüncelerinizi Paylaşın
Makale hakkındaki düşüncelerinizi ve tefekkürlerinizi diğer Kristal Dostlarıyla paylaşın.